Geri Dön

Aliyev'in Kurultay Konuşması: Bağımsız Dış Politika ve Güç Vurgusu

Ali Yılmaz

Kıdemli editör, 15 yıllık deneyim

7 dk okuma (1,246 kelime)
Aliyev'in Kurultay Konuşması: Bağımsız Dış Politika ve Güç Vurgusu

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Yeni Azerbaycan Partisinin 8. Kurultayında dış politika, güvenlik ve ideolojik bağımsızlık konularında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Yeni Azerbaycan Partisinin 8. Kurultayında gerçekleştirdiği konuşmada dış politika, güvenlik ve yabancı müdahalesi konularında manidar ifadeler kullandı. Konuşmasının ağırlıklı bölümünü güvenlik, dış politika ve bölgesel konsept oluşturdu. Aliyev, özellikle Azerbaycan'a yönelik yabancı baskıları sert bir dille değerlendirdi.

Aliyev, Azerbaycan'ın fiziksel ve ideolojik açıdan kendi içinde bir risk barındırmadığını, söz konusu risklerin ise ülkenin dışından geldiğini ifade etti. Ülkesinin güçlenmesi ve daha bağımsız bir dış politika izlemesiyle birlikte baskılara maruz kalınacağını ancak bu girişimleri karşılıksız bırakmayacaklarını vurguladı.

"Herkes yerini bilsin, bizim işlerimize karışmasın, yaşam tarzımıza burnunu sokmasın, bize yol göstermesin. Herkes kendi halkının ve devletinin derdine düşsün" ifadelerini kullanan Aliyev'in bu sözlerinde İran'ı kastettiği açıkça hissediliyor. Aliyev, dış politikanın hiçbir ülkenin içişlerine müdahale etmesine izin verilmeyecek şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtirken, "Bizim kimsenin yardımına da himayesine de ihtiyacımız yok" diyerek daha ağır bir üslup sergiledi.

Azerbaycan'ın yakın geçmişte yaşadığı savaş ve büyük göç kabulü süreçlerini hatırlatan Aliyev, yaklaşık bir milyon yurdundan edilmiş insanın bulunduğu döneme atıfta bulundu. Bu dönemde uluslararası toplumdan bekledikleri desteği göremediklerini savundu.

Aliyev, 2003'ten bu yana yerli savunma sanayisini geliştirdiklerini, yurt dışından aldıkları silahlarda herhangi bir indirim yapılmadığını ve bazı durumlarda dünya fiyatları üzerinde bedeller ödendiğini öne sürdü. "Ne aldıysak parayla aldık. Bütün silahları da parayla, dünyada geçerli fiyatlar ile aldık" dedi.

2020'deki Karabağ Savaşına da değinen Aliyev, bu savaşta başarıyı "tek başlarına" kazandıklarını savundu. AGİT Minsk Grubu eş başkanlarını eleştiren Aliyev, bunların Azerbaycan'a karşı olduklarını ve Ermenistan'ın arkasında durduklarını ileri sürdü.

Aliyev son olarak internet, siber saldırılar ve yapay zeka üzerinden oluşabilecek ideolojik risklere değindi. Bu risklerin sınırları aşan nitelikte olduğunu belirterek, eğitim ve vatanseverliği başlıca savunma araçları olarak zikretti. Yurt dışında Azerbaycan Türkçesiyle yayın yapan bazı medya kaynaklarının ülkesini etkilemeye yönelik faaliyetler yürüttüğünü de ifade etti.

Konuşmanın Analizi ve Jeopolitik Bağlamı

Bu konuşmayı işaret eden en temel husus, Aliyev'in 2. Karabağ Savaşında kendine güvenini ispat etmesi, petrol ve doğal gaz kaynaklarını etkin bir şekilde kullanması ve çok aktörlü Kafkasya jeopolitiğini iyi yönetmesi nedeniyle Azerbaycan'ın bağımsız bir aktör olma iradesini göstermesidir.

Önemli jeopolitik gelişmeler bu tabloyu destekliyor:

  • Hürmüz Boğazı neredeyse kapalı, Babülmendep boğazından geçişler son derece kısıtlı
  • Avrupa üzerindeki ABD ambargosu nedeniyle Rus petrol ve doğal gazının Batı'ya ihracı sorunlu
  • Azerbaycan, Türkiye üzerinden petrol ve doğal gaz ihracatını sürdürebilmekte
  • Türkiye'deki yatırımları kritik önem taşıyor
  • Ciddi bir gelir kaynağı sayesinde dünyanın birçok ülkesinden silah sistemleri temin edebilmekte

Küresel planda İsrail ile ciddi bir işbirliğine sahip olan Azerbaycan, nüfusu itibarıyla küçük görünse de bu yanıltıcı olabilir. İran'ın egemenlik sahasında bulunan İran Azerbaycan'ındaki nüfus ciddi orandadır. Ayrıca ABD ile geliştirilen 5 Orta Asya Türk Cumhuriyeti ve ABD ilişkileri (5+1 ABD) denkleminde Azerbaycan kritik birleştirici işlev görmektedir.

Azerbaycan güç kazandığı yeni denklem içinde kendi pozisyonunda yeni bir yükseltme talep etmektedir. "Azerbaycan güçlendikçe baskıların artacağı" vurgusu buna işaret etmektedir. Azerbaycan kendini belirli ölçüde savunma kapasitesine erişmiş bir güç olarak tanımlamaktadır.

İran'ı Hedef Alan Mesajlar

Aliyev'in "Herkes yerini bilsin, bizim işlerimize karışmasın" ifadeleri, asıl olarak İran'ı hedef almaktadır. Bağlam şudur:

Azerbaycan Milli Meclisi, devlet okullarında kıyafet düzenlemesi kararı alarak okul üniformasının bütünlüğünü bozan unsurların kullanımını yasaklamıştır. Bu düzenleme devlet okullarında başörtü yasağı olarak yorumlanmış, İran'da her kesimde ciddi tepkilere yol açmıştır.

  • İran'daki dini yönetim, resmi makamlar, meclis üyeleri ve muhafazakar taban bu kararı doğrudan din özgürlüğüne bir saldırı olarak değerlendirmiştir
  • İranlı resmi yetkililer ve muhafazakar medya, Bakü yönetiminin bu kararını İsrail ve ABD'nin bölgedeki sekülerleştirme baskıları doğrultusunda aldığını öne sürmektedir
  • Tebriz, Erdebil ve Urmiye'deki muhafazakar şii topluluklar yasağa karşı büyük hassasiyet göstermektedir
  • İran'daki seküler kesimler kararı "kadın bedeni üzerindeki devlet baskısı" olarak eleştirmektedir
  • Türkiye'de de cılız da olsa bir miting düzenlenmiştir

Asıl tepki ve gösterilerin İran'da yapılmış olması nedeniyle Aliyev neredeyse doğrudan İran'ı hedef almıştır. "Herkes kendi halkının ve devletinin derdine düşsün" sözleri tam da İran yönetimine sarf edilmiş sözlerdir.

Bağımsız Dış Politika Vurgusu

Aliyev, "Dış politikamızı kimsenin işlerimize müdahale edemeyeceği şekilde kurmalıyız" derken inşa ettiği yeni Azerbaycan Devlet gücünü hatırlatmaktadır. Kuruluş aşamasındaki dönemler çoktan geride kalmıştır. Minsk Grubu varlığına ilişkin söylemini de düşünürsek, Azerbaycan'a hamilik veya akıldanlık yapacak güçlere artık ihtiyaç yoktur.

Bağımsız dış politika söyleminin asıl dikkate alınması gereken tarafı dost unsurlardır. Azerbaycan "artık yolumu yalnız çizmek istiyorum" iradesini dayatmaktadır. "Biz kimseye borçlu değiliz, borcumuzu ödedik" mesajı verilmektedir.

Bağımsızlık vurgusunda Aliyev'in bu mesajı düşmanlarına değil, müttefiklerine yönelttiği görülmektedir. Bağımsız dış politikanın ön yüzü, içişlerinde bağımsız olmak ve dışarıdan müdahalelerin önünü kesmektir.

İdeolojik Alanın Bağımsızlığı

"Azerbaycan'ın ideolojik alanının yabancı unsurlardan ve yabancı etkilerden arındırılması gereklidir" derken asıl kastedilen, Azerbaycan toplumunu dönüştürecek derecede kapasiteye sahip unsurlardır. Bu kapsamda değerlendirilenler şunlardır:

  • İran etkisi: Etnisite ve dini inanç bir araya gelince etkileşim çok daha kolay ve etkili olmaktadır
  • Türkiye'de çekilmiş diziler, filmler, belgeseller gibi medya içerikleri
  • Yurt dışında Azerbaycan Türkçesiyle yayın yapan bazı internet kaynakları

Karabağ Savaşı ve Silah Sistemleri Tedariki

Konuşmanın en ilgi çekici kısımlarından biri silah alımlarıyla ilgilidir. Aliyev, 2003'ten bu yana yerli savunma sanayisini geliştirdiklerini, yurt dışından aldıkları silahlarda indirim yapılmadığını ve hatta dünya fiyatları üzerinde bedeller ödendiğini vurgulamıştır.

2020'deki Karabağ Savaşında başarıyı "tek başlarına" kazandıklarını savunması, savaş sırasında en fazla yardım aldığı Türkiye dahil diğer ülkeler açısından ağır bir ifadedir. Savaş sırasında en fazla askeri ürün veren iki ülkenin bilinmesi önemlidir:

  • Savaş öncesinde Rusya, Azerbaycan'ın en büyük silah tedarikçisiydi
  • Savaş başladığından bugüne en fazla alım İsrail'den yapılmıştır
  • Türkiye'nin gözde silah şirketleriyle yapılan anlaşmalara rağmen hala İsrail en büyük paya sahiptir

İsrail hamilik pozu içinde değil eşit müttefikler konumundadır ve bunun meyvesini farklı alanlarda almıştır. Örneğin BM 81. Genel Kurulunda ülkelerin çoğunluğunun delegeleri Netanyahu'yu protesto ederken, Azerbaycan delegesi protesto etmemiş ve konuşmasını dinlemiştir. Kazakistan, Azerbaycan ve BAE İslam dünyasından dikkat çeken ülkeler arasında yer almaktadır.

Minsk Grubunu Eleştiren Sözler

AGİT Minsk Grubu, 1992 yılında Helsinki'de kurulmuş ve Karabağ sorununun barışçıl çözümü amacıyla oluşturulmuştu. Grubun eş başkanları ABD, Fransa ve Rusya'ydı.

Minsk Grubunun feshine giden süreç şu gelişmelerle şekillendi:

  1. 2020'de 2. Karabağ Savaşında Azerbaycan kesin zafer elde etti ve kaybettiği tüm topraklarını geri aldı
  2. 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı başladı, uluslararası konjonktür büyük ölçüde değişti
  3. 2024'te Aliyev, Ermenistan-Azerbaycan çatışmasının geçmişte kaldığını ve Minsk Grubu'nun feshedilmesinin zamanının geldiğini açıkladı
  4. 1 Eylül 2025'te AGİT Bakanlar Konseyi Minsk Grubunu resmen feshetti

Bugün Rusya Ukrayna'da, ABD İran ve Ortadoğu'da, Fransa ise Afrika'daki etkisini kaybedecek kadar zayıfladığı bir ortamda Aliyev, bu devletlerle yeni anlaşmalar dizisinin talebi niteliğinde suçlamalarda bulunmaktadır. Küresel petrol arz ve tedarik sistemlerindeki sorunlar Azerbaycan petrolüne ve doğal gazına olan ihtiyacı ciddi oranda artırmıştır.

Protokol ve Diplomasi Perspektifinden Devlet

Protokol, salt görünüşte yapay düzenlemeler veya devlet törenlerinde kimin nerede duracağını gösteren kurallardan ibaret değildir. Bir devletin mimarisinin dışa vuran yüzüdür.

İç protokol, devletin kendi içindeki güç odaklarının ve farklı katmanlarının kabul edilebilir bir düzende yer almasıdır. Osmanlı Devletindeki milletler sisteminde her bir milletin temsilcisi protokolde yer alır, her grup işlevi ve yetenekleri ölçüsünde değer görürdü. İlhanlılardan tevarüs edilen fetih geleneğinde de zadeganın konumlarının kabulü bu protokol geleneğinin bir parçasıydı.

Dış protokolde ise güç dengesinin dinamizmine ve şartların değişkenliğine hızla uyum sağlanması gerekir. Aksi takdirde maliyetli krizlere yol açabilir:

  • Cezayir Dayısı'nın Fransız elçiyi kırbaçla vurması, Cezayir'in Fransızlar tarafından işgaliyle sonuçlanmıştır
  • Yeni Alman Devletinin dinamizmini kabul etmekte zorluk yaşayan Fransız İmparatorluğu Sedan'da ağır yenilgiye uğramıştır

Diplomasi, bu güç geçişleri ve yeni protokol düzenlemeleri için elverişli bir araçtır. BM Genel Kurulu için Amerika'ya giden Xi Jinping, New York'tan önce Washington'a gitmiştir; çünkü reel protokol küresel güç sahiplerinin kim olduğunu göstermektedir.

Azerbaycan ile İlişkiler ve Protokolün Önemi

Azerbaycan ile ilişkiler "bir millet iki devlet" formülünün gereği son derece yakın ve semeresi bol ilişkilerdir. Ancak bu yakınlık içinde protokol ve diplomasinin gerektirdiği analizler ihmal edilmemelidir. Devletler ve güç odakları sürekli bir değişim içindedir.

Örneğin geçen yıl Kazakistan Devlet Başkanının Moskova'da ağırlanması sırasında üst düzey bir protokol uygulanmış, Kazak muhatabı da bağımsız olmakla birlikte ziyareti bir "abi ziyareti" olarak değerlendirmiştir.

Kısa总之, protokolün ve diplomasinin en kıymetli özelliklerinden biri olan zarafetin adeta matematiksel bir kesinliği vardır. Yakınlık, kardeşlik ve dostluk; zarafet, adalet, diplomasi ve protokole engel değildir, hatta gerektirir.

Yaşam dinamiktir, uluslararası ve bölgesel aktörler değişmektedir. Aliyev bu konuşmasıyla biraz da "biz değiştik" mesajını vermektedir. Bu konuşma ve sahadaki gelişmeler bu perspektiften değerlendirildiğinde daha anlamlı bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri